Untitled Document
Untitled Document
TARİHÇE
Künye
Sakaryaspor Tarihi
Geçmiş Sezonlar
YÖNETİM KURULU
Onursal Başkan
Başkan
Yöneticilerimiz
İDARİ KADRO
STADYUM
TESİSLER
LOGOMUZ
Untitled Document
 
 
 
 
 
Boluspor - Sakaryaspor 2
 
Bu Konu 4 Bölümden Oluşmaktadır 1 2 3 4
 
ADAPAZARI’NDA FUTBOL (1981-1989) - Bölüm - 2 Düzenleyen: Fahri TUNA
2. LİG’DE İKİNCİ ŞAMPİYONLUĞUMUZ: 1987

Küme düşülen sezon son lig maçında soyunma odasında Özcan Kızıltan’ın “bu takımı biz küme düşürdük, bir yere gitmek yok, bu takımı seneye 1.Lige çıkartmak namus borcumuzdur” (6) şeklindeki konuşmasında çizdiği ruhsal panaromaya uygun olarak hiçbir oyuncu bir yere gitmemişti.Dönemin Adapazarı Belediye Başkanı Erkal Etçioğlu, şehrin sevilen simalarından Fikret Şen, Rasim Elgin, Enver Şükür, Engin Özkal, Hüseyin Ocak, Bülent Yılmaz, Sabri Küçük, Servet Varoğlu, Besim Çömlekçioğlu, Sakin Arabacıoğlu, Hilmi Kayın, Nihat Kobal, Şakir Kaya, Ömer Öztaş, Niyazi Mumcu, İbrahim Taşkent, Nihat Gün ve Sami Türkoğlu’ndan oluşan (Tuna, 1987;59) “güçlü ve dirayetli” bir yönetim oluşturuyor, takımın başına da şehirde şampiyonluk denilince akla ilk gelen teknik direktör olan Necdet Niş’i getiriyor ve hedefi açıklıyordu: Şampiyonluk!...

Lige 4-2’lik Silivri deplasman galibiyetiyle fırtına gibi giren Sakaryaspor, şampiyonluğa baş koyan Konyaspor’la amansız mücadeleye tutuşuyor, Bakırköyspor’un da zaman zaman katıldığı yarış nefes nefese sürerken, Erol Girişken’in naklettiğine göre, “Konyaspor Kulüp Başkanı Süleyman Çınar “Şampiyonluk için bir trilyon ayırdık, doğal bir afet olmadığı sürece Konyaspor şampiyondur” diyecek, Sakaryaspor’un 2 gol averajıyla şampiyon olması üzerine de 2 ay içerisinde kahrından hayatını kaybedecek”ti. Yönetim, teknik heyet, futbolcu, taraftar; bütün bir Sakarya kenetlenmiş ve şampiyonluk ipini göğüsleyerek, bir sezonluk kısa bir aradan sonra 1. Lig’e tekrar merhaba diyordu. Şampiyonlukta elbette ki herkesin payı büyüktü ama Teknik patron Necdet Niş, Kaptan Oğuz’la, 14 gol atan Aykut Kocaman’ın katkıları çok daha farklıydı. Zor elde edilenin önemi ve değeri elbette ki ölçülemezdi; Erol Girişken “Atatürk Bulvarı’nda o geceki kalabalığı ve coşkuyu hayatımda bir daha görmedim” sözleriyle ifade edecektir.

SAKARYASPOR TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (1988)

Evet; 1987 ağustos ayındayız; “dört büyüklerin tatlı belası Sakaryaspor”, bir yıl aradan sonra tekrar 1.Lig’dedir. Gözler de üzerindedir.
Bu kez Sakaryaspor patron koltuğunda Aydın Zengin oturmaktadır; Necdet Niş ise teknik direktörlüğe, Erol Togay da yardımcılığına devam etmektedir. Kadro –neredeyse– aynen korunur. Yeni hedef; 1.Ligde ilk on ve Türkiye Kupası Şampiyonluğudur. 

Lugatlardaki “efsane” kelimesinin tam karşılığı olan bir Sakaryaspor vardır Türkiye Kupası’nda; önce Konyaspor 4-0’a 1-0’la geçilir, sonra Fenerbahçe’ye Kadıköy’de 5 atılır, ardından Beşiktaş’a Adapazarı’nda 4, İnönü’de 1 atılır, yarı finalde Zonguldakspor’a deplasmanda 5 atılır, finalde karşımıza Samsunspor çıkar. Adapazarı’ndaki 2-0’lık galibiyet, her şeye rağmen bizlere yetecektir; Samsun’daki maçta 1-1’lik skor sadece bizi Türkiye Kupası Sampiyonu yapacaktır. Çağdaş bir kontratak takımı görünümü çizen Sakaryaspor, Türkiye Kupasını; yönetim, Necdet Niş ve futbolcuların olağanüstü çabası ve başarısıyla omuzlarken, dosta düşmana parmak ısırttıracak, öte yandan Oğuz, Aykut Kocaman, Turan ve Serdar Fenerbahçe’ye transfer olacaklar ve Sarı-Kanarya’yı başarıdan başarıya koşturacaklardı.

ALTIN YILLARIN (1980’LERİN) YÖNETİMLERİ

Altın Yıllar” dediğimiz 1980’lerde, Sakaryaspor’da çok büyük başarılara imza atan isimler de vardı. 5 yıl takımı başarıdan başarıya koşturan, dört büyüklerin korkulu belası haline getiren elbette ki başkan Tuncer Tepe ve yönetimdeki arkadaşlarıydı. 1986-87 sezonunda Konyaspor’la amansız bir mücadeleye girerek Sakaryaspor’u adeta dipsiz kuyudan çıkaran başkan Erkal Etçioğlu ve yönetimi, 41 yıllık tarihimizdeki en büyük kariyer olarak Türkiye Kupası Şampiyonluğu’nda (1987-88) başkan olarak görev yapan Aydın Zengin’le yönetim kurulu arkadaşları, altın yılların yıldız yönetimleri olarak tarihe geçtiler. Diğer yandan kariyerinde Sakaryaspor’da 4 kere görev yapıp da iki 2.Lig, bir Türkiye Kupası kazandıran tek teknik adam da Necdet Niş’tir ve Sakaryaspor Tarihi’ndeki -çok önemli biri olarak- yerini almıştır.


YENİ BİR KRAL DOĞUYOR: AYKUT YİĞİT

Sağlık memuru Nuri Yiğit’in 1959 Adapazarı doğumlu olan küçük oğlu Aykut, Ekrem Karaberber Futbol Akademisi’nde başladığı futbol eğitiminde hızla gelişecek, 16 yaşındayken A takımda forma giymeye başlayacak, 18 yaşına bastığında da 800 bin liraya (E.Girişken’e göre iyi paraydı) Eskişehirspor’a transfer olacaktır. Orada 4 sezon başarıyla top koşturduktan sonra, 1981 Temmuzunda tekrar Sakaryaspor’un yeşil-siyahlı formasına kavuşan Aykut Yiğit, orta sahadaki nefis futboluyla futbolseverleri büyülemeye başlayacaktır.
Aykut’u minik takımda alıp yetiştiren Ekrem Hoca’ya göre (7), “aşırı zeki, oyunu iyi okuyan, adeta takımı yöneten ve oyunu yönlendiren bir kişiliği vardı. Futbolculuğum ve antrenörlüğümde iki çok büyük yetenek gördüm: Biri Deve İhsan (Ertem), diğeri Aykut Yiğit’tir. Penaltıyı asla affetmezdi, Garanti Bankası.”
Spor yazarı Erol Girişken ise Aykut Yiğit hakkında (8), “Türkiye’de on sekiz içerisinde, plase-şut isabet yüzdesi en yüksek futbolculardan birisiydi. Bir Lefter’i seyrettim bu özelliklerde, bir de Aykut’u. Çok soğukkanlıydı, iki direği gördü mü, pıt diye köşeye bırakırdı. 20 golle Kral da olmuştu. Kendisi bu konuda da bana söylemişti: Krallığımı Sinan’ın bana kafayla indirdiği toplara borçluyum” diye” şeklinde görüş açıklayacaktır.
01.11.1981 tarihinde içerideki Galatasaray maçında harika bir plase ile Cimbom filelerini havalandıran “Kuzu” lakaplı Aykut, “ince” pasları, önemli anlardaki asistleriyle bir çok maçta Sakaryaspor’u sırtlayacak, bir yandan yeşil-siyahlı takımın kaptanlık pazu bandını –hakkıyla– takarken, diğer yandan takım arkadaşı Kostik Mustafa’nın deyimiyle “deplasman yolculuklarında futbolseverler en çok onunla fotoğraf çektirecekler”di.

Türkiye 1. Ligi İstatistiklerine göre (9); Sakaryaspor kaptanı Aykut Yiğit, 1984-85 sezonunda 34 maçta attığı 20 golle “Gol krallığı” tacını takmayı başaracaktı. Aynı yıl Fenerbahçe’ye transfer olan Aykut, Stankoviç’in “güce dayalı sistemi” içerisinde kaybolup giderken Altay ve Ayvalıkgücü’nde ekmek mücadelesini sürdürecekti.
Bu Konu 4 Bölümden Oluşmaktadır 1 2 3 4
Untitled Document
 
 
Untitled Document
Site Yazılımı ve Tasarımı